Meclis (Bouleuterion)


Yakınçağ tarihçileri ve araştırmacıları tarafından yapısı ve anayasası çağdaş batı yönetimlerine örnek gösterilen Likya Birliği, antik dünyada tektir. Hatta örnek alındığı kabul edilen Akha Birliği yapısından daha demokratik ve moderndir. Bu tezin ilk savunucularından olan Montesquieu, birlik anayasasını “antik dünyanın en mükemmeli” sözleriyle övmüştür. Birliğin antik çağlardaki bu özel konumu, Amerika Birleşik Devletler Anayasası’nın biçimlenişinde Likya Anayasası’nın Hamilton ve Madison tarafından çağdaş bir model olarak algılanmasıyla da pekiştirilmiştir.

Romalı tarihçi Livius, Patara’yı Likya Birliği’nin başkenti ve merkezi olarak tanımlamıştır. Modern tarihçiler tarafından, Patara’nın başkent oluşuyla Likya Birliği’nin kuruluş tarihi kabul edilen İ.Ö. 168/67 yılları, genelde ortak kabul edilir. Bugünkü arkeolojik veriler ışığında, Likya Birliği’nin kuruluşunun daha önceki bir dönemde gerçekleştiği de bilinen bir gerçektir. Patara’da bir meclis binasının olmadığı sanısıyla antik çağ aktarımları, eskiçağ bilimcilerini tam olarak inandıramamıştır. Ancak, 1988’de başlayan Patara kazılarının daha ilk yıllarında, Tiyatro’nun hemen kuzey karşısında ve yönü doğudaki Agora’ya dönük görkemli kalıntının, bir meclis binası olabileceği düşünülmüştür. İlk kez 1996 yılında başlanan kazı çalışmalarıyla ortaya çıkartılan yapı ve önündeki stoada ele geçen çok sayıdaki yazıtlı kaide bu görüşü doğrulamıştır.

Patara Meclis Binası’nda 1996-2006 yılları arasından gerçekleştirilen kazılar amaçlarına yönelik olarak iki farklı grup altında özetlenebilir. 1996-2000 yılları arasında yürütülen çalışmalarla daha çok, yapının güney ve doğu duvarlarının günışığına çıkarılması amaçlanmıştır. Bu esnada güncel yöntemlerle kalıntının mimari planının oluşturulması işlemleri de gerçekleştirilmiştir.

2001-2006 yılları arasında ise, yapının iç kısmı dolgu ve akıntı topraktan tamamen temizlenmiştir. Ayrıca yapının duvarlarına ait olan ve depremler nedeniyle içe doğru çöken binlerce taş bloğun çizimi yapılmış ve bunlar numaralandırılarak oluşturulan taş tarlasına taşınmıştır. Meclis Binası’nın iç kısmının tamamen günışığına çıkarılması çalışmaları 2005 yılı kazı sezonu sonunda tamamlanmıştır. Aynı zamanda yapının mimari planı bakımından geçmişini aydınlatan teknik çizimleri de bitirilmiştir. 2006 yılı yazında ise, daha önce yapılan tüm ölçüm ve çizimler yerinde tekrar kontrol edilmiştir. Bu sezonda yapının dış duvarlarının da tamamen ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Ancak bu amacın gerçekleşmesi güney, doğu ve batı yönde mümkün olmuştur. Çünkü yıkılma tehlikesinden dolayı kuzey duvarın kazısının sadece yarısı tamamlanabilmiştir.                

Kazı çalışmaları sonunda yapının dikdörtgen bir temel üzerinde yükseldiği ve batı yönden doğal bir kayayla sınırlandığı anlaşılmıştır. Euthynterie üzerinde yapılan ölçümler esnasında, kuzeydoğu köşe ile güneybatı köşe arasında 39 cm lik bir seviye farkının olduğu tespit edilmiştir. Yapının değişik noktalarında uygulanan ölçüm çalışmaları, euthynterie üzerindeki kod farkının inşa esnasında bilindiği ve bu durumun yapıda kullanılan farklı taş yükseklikleriyle giderildiği gözlemlenmiştir. Batı yönde apsidial bir formla sonlanan Meclis Binası’nın ölçüleri, 42,80 m x 30,60 m dir. Günümüze kadar ulaşan duvarlar içerisinde, kuzeybatı köşe en yüksek olanıdır. Duvarın hemen önünde bulunan ve üst yapıya ait olduğu bilinen iki sıra taş blok yardımıyla, duvarın çatı başlangıcına kadar olan yüksekliği yaklaşık 17 m olarak ölçülür. Yapının inşasında yerel kireçtaşı kullanılmıştır.

Meclis Binası’nın kapasitesi yaklaşık 1400 kişidir. Ana girişleri kuzey ve güney yönlerdedir. Üst oturma sıralarına rahatlıkla ulaşabilmek için, ana girişlerin hemen yanında merdiven çıkışları da bulunur. Doğu yüzden açılan iki küçük giriş kapısı ise, olasılıkla yönetim kadrosu veya özel durumlar için tasarlanmıştır. Yapının tam merkezinde mermer döşeli küçük bir orchestra ve onun hemen önünde bir sahne binası konumlanmıştır.

Sahne binasının önünde, konuşmaların yapıldığı veya oyunların oynandığı ahşap bir platform -pulpitum- bulunur. Oturma sıraları da yerel kireç taşından yapılmış olup yarım daireyi aşan şekilde yerleştirilmiştir. Caveanın merkezi, büyük olasılıkla Meclis Başkanı’nın oturduğu eksedra formlu bir tahtla vurgulanmıştır. uvarlatılmış biçimiyle farklı olan tahtın düzeyi, diğer oturma sıralarından daha yüksek tutulmuştur. Doğu cephe duvarının her iki köşesinde, kuzey ve güney yönlerde bulunan kemerlerden, Meclis Binası’nın agoraya bakan yüzünde bir stoanın varlığı anlaşılır. Yapının aydınlatması, doğu cepheye açılan iki sıra ve kuzey-güney duvarlarda bulunan tek sıra pencerelerle sağlanmıştır. Batı yönde herhangi bir pencere açıklığının varlığı tespit edilememiştir.

Meclis Binası’nın ilk inşa ediliş tarihinin kesin olarak bilinmemesine rağmen, yapının ilk evresini Patara’nın Likya Birliği Başkenti olduğu bir döneme tarihlemek mümkündür. Her ne kadar Meclis Binası’nda ele geçen yazıtlar Roma Dönemi’ne işaret etse de, Patara’nın Hellenistik Dönemde birlik merkezi olduğu yine Patara’da ele geçen diğer yazıtlarla belgelenmiştir.







Tarihsel verilerin dışında yapının ilk evresinin, Hellenistik Dönem tarihi konusunda arkeolojik veriler de tespit edilmiştir. Bu veriler arasında kuzey ve batı cephelerde gözlemlenen erken dönem duvar tekniği, yarım daireyi aşan cavea formu ve profil detayları, hem giriş amaçlı kullanılan hem de taşıyıcı özelliği olan kilit taşlı tonoz yapısı örnek gösterilebilir.             

Bunlardan başka batı yönde ve güneybatı köşede yapılan kazılar sonucunda önemli verilere de ulaşılmıştır. Meclis Binası’na güneybatı köşeden birleşen ve batıya doğru ilerleyen geç antik dönem suru, zeminden yaklaşık 1 m yukarıda, harç ve küçük taş parçalarından oluşturulan sıkıştırılmış bir zemin üzerinde yükselmektedir. Bunun hemen altında ise, doğal bir ana kaya bulunmaktadır. Yapının inşası esnasında doğal kayanın doğu yüzü tıraşlanmış ve onun hemen önünde, sağlam bir temel üstünde oluşturulan euthynterie üzerine yapının ilk taş sırası oturtulmuştur. Arada kalan boşluk ise, doğal kayanın yontulması esnasında ortaya çıkan yongalarla doldurulmuştur. Benzer bir durumun varlığı, batı duvarı önünde yapılan kazılarda gözlemlenmiştir. Söz konusu ara dolgu içinde ele geçen ve İ.Ö. 2. yüzyıla tarihli seramik parçaları ve küçük bir terrakotta figür, bu dolgu işleminin ve aynı zamanda Meclis Binası’nın erken evresinin tarihi hakkında bilgi vermesi bakımından önemlidir.

Zaman içerisinde yaşanan politik gelişmelere bağlı olarak yapının mimari biçiminde de zorunlu değişikliklere gidildiği saptanmıştır. Bu değişiklikler ışığında yapıda toplam dört farklı mimari evre tespit edilmiştir. Batı yöndeki apsidial çıkıntıyla bütünleşmiş bugünkü dikdörtgen mimari planın, ilk evrede tasarlandığı ve uygulandığı anlaşılır. Özellikle kuzey ve batı yüzlerde rahatlıkla gözlemlenebilen tek sıralı taş duvar örgüsü bu evrenin karakteristik özelliğidir. Kuzey ve güney ana girişlerde simetrik olarak kullanılan kilit taşlı tonozlar yine yapının ilk evresinde tasarlanmıştı. Bu tonozlardan birer kapıyla doğu cephede yer alan ön odalara girilebildiği gibi, batı yöne doğru uzanan diğer yan tonozlar yardımıyla caveanın üst kısmına kadar da ulaşılabiliyordu. Merkezinin eksedral formlu bir tahtla vurgulandığı caveanın bugünkü formunun, yine birinci evrede planlandığı belgelenmiştir. Kuzeybatı duvarda in situ tespit edilen ve yine yapının erken safhasına ait olduğu bilinen pencere yardımıyla, binanın ilk evreden itibaren bir çatıyla örtüldüğü de anlaşılır.


Patara Meclis Binası (arkada) ve Tiyatro (önde)

İkinci evrede yapının esas planı aynı kalmasına rağmen, mimari formunda büyük değişikliğe gidilmiştir. Bu evrede öncelikle yapının doğusunda yer alan ön odalar kaldırılmış ve bu alana sahne binası ve onun önüne bir pulpitum yerleştirilmiştir. Bununla yapının ilk kez, aynı zamanda Odeion olarak kullanılmaya başlandığı da anlaşılmıştır. Bu amaçla batı yöndeki apsidial yapı uzatılarak kuzey ve güney duvarlarla birleştirilmiş ve böylece cavea yukarı doğru genişletilmiştir. Bu esnada, ilk evrede kullanılan merdivenli yan tonoz çıkışları kaldırılmış, yapının kuzeydoğu ve güneydoğu köşeleri ise yeni merdivenli mekanlara dönüştürülmüştür. Ayrıca doğu duvarına açılan iki kapı ile agoraya yönlendirilen stoa da bu evrede inşa edilmiştir. Yapıda gözlemlenen bu işlevsel yeniliğin ne zaman gerçekleştiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak bu evrede kullanılan iki sıralı taş işçiliği tekniğinden bu değişimin en erken, Claudius Dönemi’nde Likya’nın Roma Eyaleti olmasıyla bağlantılı olabileceği anlaşılır. Çünkü bu dönemde, tüm Likya’da olduğu gibi, Patara’da da pek çok yapı restore edilmiş veya yeni binaların inşası tasarlanmıştır.

Yapılan detaylı incelemeler sonucunda üçüncü evrede yapının genel mimari planında herhangi bir değişikliğe gidilmediği anlaşılmıştır. Bu evrede gözlemlenen yenilikler daha çok basit onarım işlerinden ibarettir. Bu esnada sadece büyük hasar gören kuzey orta tonoz yenilenmiş olup opus caementitium duvar tekniğinde yeniden inşa edilmiştir. Özellikle sahne binasında kullanılan bitkisel motifli süslemelerin stilistik özelliklerinden bu onarım çalışmalarının, İ.S. 140-143 yılları arasında tüm Likya’da yıkıma yol açan büyük bir depremin ardından gerçekleştiği anlaşılır. Yine aynı döneme tarihlenen bir yazıttan anlaşıldığı üzere, yapının çatısının da üçüncü evrede yenilendiği bilinmektedir.

Justinian Dönemi’nde yaşanan kentsel küçülmeye paralel olarak inşa edilen yeni şehir suru, kuzey ve batıdan olmak üzere, Meclis Binası’yla birleştirilmiştir. Böylece yapı dördüncü evreden itibaren Bouleuterion ve Odeion özelliğini kaybeder ve artık sur köşesi olarak kullanılır. Bu esnada yapının tüm giriş ve çıkışları kapatılmıştır. Duvarlarının büyük bir kısmının değiştirilmeden sur olarak kullanılmasına rağmen, güney duvarın yarısı batıya doğru devşirme malzeme kullanılarak yenilenmiştir. Doğu duvarı ise hiçbir değişikliğe gidilmeden, sadece içten dolgu yapılarak desteklenmiştir.

Sonuç olarak, ilk bakışta mimari tarzından dolayı sadece bir Odeion gibi algılanan yapının etraflıca incelenmesiyle erken evresinin, Likya Birliği Başkenti’nin Patara’ya taşındığı Geç Hellenistik Dönem’de, Bouleuterion amaçlı inşa edildiği anlaşılmıştır. Roma Dönemi’yle birlikte yapılan ilavelerle işlevsel bir çeşitliliğe gidilmiş ve Odeion olarak ta kullanılmaya başlanmıştır. Kazılar esnasında ortaya çıkartılan pek çok yazıtın deşifre edilmesiyle yapının, Likya Birliği’nin Meclis Binası olarak, İ.S. 4. yüzyıla kadar hizmet verdiği de belgelenmiştir.

Literatür:

1] T. Korkut - G. Groshce, Das Bouleuterion von Patara. Versammlungsgebäude des lykischen Bundes, Patara II.1, 2007.

2] T. Korkut – G. Grosche, “Das Bouleuterion von Patara. Ein vorläufiger Bericht über die bisherigen Grabungen”, bkz.: Anadolu’da Doğdu. Festschrift für Fahri Işık zum 60. Geburtstag, 2004, 439-460.

3] T. Korkut, “The Parliament Building of Patara. A Preliminary Report”, 16. International Congress of Classical Archaeology, Boston 23-26 August 2003, (2006), 93-97.

4] F. Işık, Patara. The History and Ruins of the Capital City of Lycian League (2000).

[Ana Sayfa] [Kent Hakkında] [Yapılar] [Yayınlar] [Foto Galeri] [Bilim Ekibi] [Kazı Yıllıkları] [Projeler] [Destekleyenler] [Linkler] [İletişim]

Tasarım: Erkan DÜNDAR
Patara web sitesinde yayınlanan fotoğraf, makale, yazı, doküman, animasyon ve grafikler, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz, yayınlanamaz. Telif ve mülkiyet hakları saklı kalmak koşuluyla, kişisel ve ticari olmayan kullanım amaçlarıyla bu sitenin olanaklarından yararlanılabilir.
  2007 © Copyright Patara Excavations